LİLİ HOLDİNG

Paylaş
 

Lili, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’ye çalışmak için gelmiş, henüz oturma izni almamış 55 yaşlarında Gürcistan uyruklu bir hanımefendi. Kendisini 5-6 yıldır komşumuz olan bir beyefendinin temizlik, yemek gibi ev işleri için yatılı kalmaya başlayınca tanıdım. Tatlı dilli, güler yüzlü, becerikli, zeki, güvenilir bir kadın. Kısa sürede mahalleye kendini sevdirdi. 750 usd aldığı beyefendi gündüzleri kahvehaneye gidince Lili de gündelik temizliğe gitmeye başladı.4-5 saatlik temizliği için 200 TL alıyordu ve hemen hemen her günü dolmaya başladı.

Gürcistan’da aldığı çiftlik için bankaya olan borçlarından şikayet edip kiminle konuşsa ‘para yok teyze/para yok abla’ diye yakınıyordu. Kazandığının tamamını Gürcistan’a kızına ve iki torununa gönderiyordu. Kuaför masrafı hariç kişisel harcaması yoktu. Ama Lili işleri büyüttü. Kime bakıcı lazım olsa kime yatılı yardımcı lazım olsa kadın ayarlamaya başladı. Resmen tek kişilik ajans gibi çalışıyordu. Yine de fırsatları kaçırmıyordu. Binadaki bir hanımefendi doğum yapınca onun büyük kızını okula götürüp getirme işini de yapmaya başladı. Binadaki yaşlı bir çiftin de gazetesini almaya başladı. İzin günlerinde de bina silmeye gitmeye başladı. Tek kişilik dev kadro oldu. 18 yaşındaki büyük torunu kız arkadaşı ile evlenip Amerika’ya üniversite okumaya gidince onlara 350.000 usd’ye müstakil ev aldığından onun borcunu ödediğinden yakınmaya başladı.

Çalışmak yerine yardımlarla geçinme anlayışının yaygınlaştığı günümüzde Lili’nin bu çalışkanlığını çok takdir ediyorum. Ancak kazandığının son kuruşuna kadar ülkeden çıkarttığını görünce de acaba Lili gibi yüzlerce kişinin hiçbir kontrole kayda uğramadan rahatlıkla gelirlerini transferi yapabildiğini düşündüğümde acaba her ay kaç milyar usd yurtdışına çıktığını düşünmeden edemedim.

Bir gün Lili’ye ‘Lili Türkiye’den neden ev almıyorsun’ dediğimde ise ağzımı açık bırakacak cevabı verdi. ‘Bir kaç sene sonra burada evlenirim evim olur’ diyerek kısa yoldan emeklilik planını açıkladı.

Kayıtdışı ekonomi, en basit tanımıyla mal ve hizmet üretiminden doğan gelirin kayıt altına alınmamasıdır. Ancak sadece mal ve hizmet üretiminden yani yasal yollarla elde edilen gelirin kayıt altına alınmaması olarak bakmamak gerekiyor. Yasal olmayan yollar ile yani suç niteliğindeki işlemlerden kaynaklı gelirler de kayıtdışı ekonominin unsurudur.

Kısaca kayıtdışı ekonomi yasal ve yasal olmayan yollarla elde edilen gelirin kayıt altına alınmamasıdır.
Kayıtdışı ekonominin oluşma nedenleri ise

⦁ kamu otoritelerinin kontrol zayıflığı, denetim eksikliği,
⦁ vergi ve sosyal güvenlik yapısındaki zorluklar,
⦁ kamu sektörü hizmetleri ve yasal iktisadi faaliyetlerin oluşturduğu yükler

Türkiye’deki vergi yapısı incelendiğinde vergi gelirlerinin katma değer vergisi, özel tüketim vergisi harca üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığının fazla olduğunu ve gelir üzerinden alınan dolaysız vergilerin ise ücretliler üzerinden kesilen gelir vergisinin ağırlığının fazla olduğunu görüyoruz. 2019 yılı ilk 7 aylık vergi gelirleri incelendiğinde gelir ve kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının %35.2 ,kdv ve özel tüketim vergilerinin payının ise %48.2 olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki bu yapı tüketimi vergilendiğini ancak gelir üzerinden alınması gereken vergilendirmeyi yapamadığını göstermektedir.

Kayıtdışı ekonominin ölçümüne ilişkin akademik çalışmaları incelediğimde Türkiye’dek kayıtdışı ekonominin 2001-2016 yılları arasındaki büyüklüğü üzerine yapılmış çok değerli bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim.
Yapılan akademik çalışmalarda kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü ölçmede Tanzi (1983: 290)’nin kayıtdışı ekonomiyi tahmin etmek için kullandığı formülasyon temel alınmış. Bu temel regresyon denklemi ise şu şekildedir:
Dolaşımdaki para miktarı (𝐶𝐶)’nin 𝑀𝑀2’ye oranı bağımlı değişkenken; kişi başına reel gelir (𝑌𝑌), mevduat faiz oranı (𝑅𝑅), ücret ve yevmiyelerin milli gelire oranı (WS/𝑁I) ve gelir vergisi oranı (𝑇𝑇) bağımsız değişkendir
Hakan Çetintaş ve Hasan Vergil’in 2003 yılında yayınlanan çok değerli çalışmalarında Türkiye’deki kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü , 1971 ve 2000 yılları arasında Türkiye’de kayıtdışı ekonominin büyüklüğü Tanzi’nin metodolojisinden yararlanılarak ekonometrik olarak tahmine çalışılmıştır. Nakit para talebi kullanılarak yapılan çalışmada, 2000 yılında kayıtdışı ekonominin resmi ekonomiye oranı %24 olarak tahmin edilmiştir.Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü ilişkin analizde 1971 yılında kayıtıdışı ekonominin oranı yüzde 18,76 iken, 2000 yılında bu oran yüzde 24,73’e yükselmiştir. Dönem içerisinde en yüksek kayıtdışılık 1995 yılındaki yüzde 31,29 olduğu tespit edilmiş.


Ömer Halisdemir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ocak 2018 tarihli Dergisinde yayınlanan Yrd. Doç. Dr Hünkar Güler ve Araştırma Görevlisi Ekrem Toparlak’ın 2001-2016 yıllarını kapsayan çalışmasında Türkiye’de kayıtdışı ekonomi büyüklüğüne ilişkin şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

Kayıtdışı ekonominin boyutu 2001 yılında yüzde 59,4 tahmin edilmekle birlikte, 2016 yılında önemli bir azalmayla birlikte yüzde 27,3 olarak tahmin edilmektedir. 2000 yılında yüzde 24,7 tahmin edilen kayıtdışı ekonominin 2001 yılında önemli düzeyde artış göstermesi 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin etkisi ve sonrasındaki yapısal değişikliklerden kaynaklanmaktadır


Makalenin sonuç bölümünde şu değerlendirme yapılmıştır:

2001-2016 yılları için Türkiye’de tahmin edilen kayıtdışı ekonominin boyutu 2001 yılında yüzde 59,4 tahmin edilmekteyken, 2016 yılında yüzde 27,3 tahmin edilmektedir. 2000 yılında yüzde 24,7 tahmin edilen kayıtdışı ekonominin 2001 yılında önemli düzeyde artış göstermesi 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin etkileri, kurumsal yapının yeniden oluşturulması için yapılan düzenlemeler ve ödemeler dengesi bilançosundaki net hata ve noksan kaleminden kaynaklandığı tahmin edilmektedir.

AB ülkelerinin kayıtdışı ekonomi ortalaması 2003-2015 yılları arasında yüzde 22,6’dan yüzde 18,3’e gerilediği görülmektedir. AB’de, krizin ilk yılı olan 2009’da, kayıtdışı ekonominin GSYİH’ya oranı yüzde 0,5 artmıştır. 2015 yılında Türkiye ve AB ülkelerindeki kayıtdışı ekonominin büyüklüğü karşılaştırıldığında, Türkiye’deki kayıtdışılığın boyutunun AB ortalamasının çok üzerinde olduğu görülmektedir.

Türkiye’de çalışan Gürcü, Türkmen, Özbek, Suriyeli vb yabancı uyruklu personel ucuz işgücü olarak büyük bir boşluğu doldurduğu , maliyetleri düşürmesi açısından savunulmakla birlikte şu an çalışan yabancı işgücü sayısı düşünüldüğünde yurtdışına çıkan gelirin büyüklüğü ortaya çıkmaktadır.

Kriz dönemleriyle birlikte kayıtdışı ekonominin arttığı bilinen bir gerçektir. Yapılan tartışmalar kriz dönemlerinde kayıtdışı ekonominin ekonomik döngüyü sağlaması bakımından kısmen faydalı olduğu yönündeki görüşler ile bu kayıtdışı ekonominin büyüklüğü ve ülkeye getirdiği yük arasında geçmektedir.

Lili’de bu çalışkanlık, bizde de bu başı boşluk olduktan sonra daha çok Lililer holding kurar, biz de seyretmeye devam ederiz.

Ponçik: Türkiye’nin yurt içi tasarruf yetersizliği nedeniyle yabancı yatırımcının tasarruflarına ihtiyaç duyduğu bilinen bir gerçektir. Uzunca bir süredir yabancı şirketlerin Türkiye’de şirket satın alması ve buradan elde ettiği geliri yurtdışına transfer etmesi önemli bir gündem konusudur.

Türkiye’nin en değerli şirketlerinden Türk Telekom’un satış sonrasında şirketin kasasının boşaltılarak yurtdışına çıkarılması, kredi kullanılan bankaların ciddi zararları ülke ekonomisi açısından da büyük bir kayıptır.

Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin/çalışan yabancıların her ay yurtdışına çıkarttıkları gelirler düşünüldüğünde Türkiye’de kayıtdışı ekonominin buzdağının görünmeyen tarafını oluşturdukları gerçektir.

Son dönemdeki ‘beyin göçü’ dalgasıyla arkadaşlarını ‘İngiltere, Fransa, Almanya, Luksemburg, ABD’ gibi ülkelere uğurlamış biri olarak onların nasıl katı kurallarla ‘vergi sistemine’ dahil olduklarını görünce Türkiye’nin yabancılar için cennet olduğunu çok rahat söyleyebilirim.

Türkiye’de her dönem kayıtdışı ekonomi varlığını sürdürmüştür. 1998 Rusya krizinde Laleli bavul ticareti bunun en büyük kanıtıdır. Ancak günümüzde Türkiye’de çalışan yabancı sayısı, yabancı şirket sayısı gözönüne alındığında kayıtdışılığın en yüksek olduğu günlerde yaşadığımızı düşünüyorum.

Lili ile kayıtdışı ekonomiyi anlattık ya bakalım Acemi Finansçının Günlüğünde hangi insan hikayeleriyle ekonominin hangi gerçekleri anlatılmış?Gülümseten finans kitabını keyifli okumalar

Dr. İlknur ÜNER
https://www.kitapyurdu.com/kitap/acemi-finanscinin-gunlugu/432984.html

Bir yorum bırak

Yasal uyarı; Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır ve yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kişisel kullanım içindir. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu bilgiler ve görüşler önceden haber vermeksizin değiştirilebilir. Borsacep.com bilgilerin ve ifade edilen görüşlerin doğru, eksiksiz ve güncelleştirilmiş olduğuna dair (açıkça ifade edilmiş veya ima edilmiş) hiçbir beyan ve taahhütte bulunmaz. İçerik kesinlikle mali, hukuki, vergi veya diğer konularda bir tavsiye niteliği taşımadığı gibi, tamamen içeriğe dayalı olarak yatırım yapılmamalı veya karar alınmamalıdır. Herhangi bir yatırım konulu karar almadan önce bir uzmandan görüş alınmalıdır.