BorsaCep
MÜGE ANLI SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN…
Sosyal Medyada Paylaş
10 Aralık 2018
BorsaCep

MÜGE ANLI SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN…

Havaların insanları evlerine esir ettiği bu günlerde televizyon herkesin en yakın dostu haline gelmiştir.Senelerdir televizyon ekranlarında gündüz kuşağının en çok izlenen programlardan biri Müge Anlı’nın programıdır.Müge Anlı’nın programında her gün farklı insanların farklı hikayeleri paylaşılmaktadır.Müge Anlı programında kimi zaman bir cinayeti aydınlatmak için günlerce tüm tanıkları sorguyor kimi zaman kayıpları buluyor kimi zaman dolandırıcıların peşine düşüyor.İşinde o kadar başarılı ki çözmediği cinayet, bulmadığı kayıp yok gibi Hatta katilin süt ninesine bile ulaşabiliyor.
Müge Anlı’nın uzun zamandır işlediği konulardan en trajik olaylardan biri evlatlık verilen, kaçırılan, kaybolan cocuk hikayeleridir.Kimi zaman babasını arayan bir çocuk çıkageliyor , kimi zaman da kaybolan çocuğunun peşine düşen bir anne konuk oluyor.
Türkiye’de sayısız çocuğun , gerçek anne babasını bilmeden büyüdüğü gerçeği ne yazık ki bu programda da ortaya çıkmaktadır.Müge Anlı’nın programı gibi programlar yapılmasa kimbilir kaç çocuk gerçek anne-babasına ulaşamadan hayatlarına devam edecek.Peki öyle ya da böyle sokaklarda, evlatlık olarak veya sokaklarda büyüyen çocuklar nasıl sağlıklı bireyler olarak yetişecek??????Vergi, devletin öteden beri vergilendirme yetkisine dayanarak aldığı önemli bir gelir kaynağı ve maliye politikasının temel yapı taşıdır. Verginin temel amacı, kamu hizmetlerini finanse etme olarak görülse de bir çok amaca da hizmet etmektedir. Devlet anlayışlarındaki değişmeyle birlikte vergi, iktisadi, sosyal ve ekonomik gibi ekstra fiskal amaçlarla da tahsil edilmeye başlanmıştır. Vergi, düzenleyici, denetleyici, yönlendirici olma gibi yeni işlevler kazanmıştır. Vergi, sosyal devlet anlayışında ise gelir dağılımını iyileştirmede adalet sağlamada önemli bir yere sahiptir.
Vergi performansı ise adalet ve etkinlik kriterlerinin optimal bileşimini dikkate alarak vergi kapasitesinin en yüksek düzeyde gerçekleşmesini sağlamaktır. Vergi performansı iki farklı ölçüye dayanır. Bunlardan biri vergi kapasitesi diğeri ise vergi gayretidir. Vergi kapasitesi, bir ülkenin vergi potansiyelini ifade eder. Bir ekonomide vergi kapasitesinin büyüklüğü; GSYİH, nüfus, gelir dağılımı, ekonominin parasallaşma derecesi, toplumun tüketim alışkanlıkları, vergi ahlakı, kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, ekonominin sektörel yapısı, vergi bilinci, vergi kaçakçılığı, vergiden kaçınma, vergi idaresinin vergi toplamadaki samimiyeti ve istekliliği gibi birden çok etkene bağlıdır.
Kamu hizmetlerinin yeterli ve etkin görülebilmesi için ülkelerin vergi gelirlerine ihtiyaçları vardır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, yani kamu gelirlerinin %80-90 gibi önemli bir kısmının vergilerden oluşması vergi performansı önem kazanmaktadır. Verginin ekonomik, mali, siyasi ve psikolojik sınırlarını göz önünde bulundurarak optimal bir vergi kapasitesi belirlenmeli ve buna uygun politikalar uygulanmalıdır.
Vergilemenin en önemli unsurunun vergi oranı olduğu bilinen bir gerçektir.Vergi oranları mikro ve makro ekonomik açıdan pek çok etkilere sahiptir. Vergi ilk adımda kullanılabilir geliri etkilemektedir.Vergi oranlarının yüksekliği, kişilerin vergiden kaçınma vergi kaçakçılığı eğilimlerinin artmasına neden olmaktadır.
KPMG 2015 yılı Küresel Vergi Oranları Anketi’nde ülkelere ilişkin vergileme trendlerine göre, küresel ortalama kurumlar vergisi oranı %23,68’tür. Türkiye’de ise bu oran %20’dir. Kurumlar vergisi oranlarında küresel ortalamanın altında kalındığı görülmektedir. Ancak KDV/mal ve hizmet vergisi oranının küresel ortalaması ise, %15,79 olup, Türkiye ise yüzde 18’lik genel KDV oranı ile ortalamanın bir miktar üzerinde olduğu görülmektedir. Gelir vergisinde ise, küresel vergi ortalaması %31,53’tür. Türkiye’de 2015 yılı gelir vergisi oranları yüzde 15-20-27-35 olduğundan ve aynı yılda, gelirlerin 66000 TL’yi aşan kısmının %35’ten vergilendirilmektedir. Türkiye’de gelir vergisi oranları en üst gelir dilimine uygulanan vergi oranları açısından bakıldığında küresel vergi ortalamasının üzerinde bir vergi oranına sahip olduğu görülmektedir.
Aşırı vergi yükü, vergi gelirlerinde düşüş, vergi kayıp ve kaçaklarında ise artışa neden olmaktadır. Bu tür olumsuzlukların giderilmesi ve vergi hasılatının artırılması için vergi oranlarının düşürülmesi, vergi yükünün sektörler ve kişiler itibariyle daha dengeli dağılımının sağlanması, vergi mevzuatının sadeleştirilmesi ve güncel tutulması gibi düzenlemeler önem arz etmektedir.
Ülkemizde vergi idaresi, biriken vergi alacaklarını tahsil etmek için yıllardır belirli zamanlarda “vergi affı” ya da “vergi barışı” adı altında düzenlemelerle vergi alacağını tahsil etmeye çalışmıştır. Ancak bu aflar vergisini zamanında ödeyen mükellefleri demoralize ederek kendilerinin mağdur edildiğini düşünmelerine neden olabilmektedir Geçmiş dönemde vergi aflarına ilişkin akademik çalışmalarda uzun vadede vergi aflarının vergi gelirlerini arttırmada çok başarılı bir yöntem olmadığı belirtilmiştir. Kaya (2014), 1980-2013 döneminde çıkarılan vergi aflarının vergi gelirlerini olumsuz etkilediği sonucuna ulaşmıştır
Vergi performansını arttırmada vergi afları kısa vadede kısmen olumlu bir etkiye sahip olduğu görülse de uzun vadeli olarak performansa çok fazla olumlu etkisinin olmadığını söylemek mümkündür.
Literatürde vergi türleri dolaylı ve dolaysız vergiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dolaylı vergiler, yansıtılması kolay, yükümlüsü belli olmayan, ne zaman ve ne kadar tahsilinin olacağı kestirilemeyen vergilerdir. Bu tür vergileri kaçırma olasılığı daha düşüktür. KDV, ÖTV, gümrük vergileri, banka ve sigorta muameleleri vergisi dolaylı vergilerdir. Dolaysız vergiler ise yansıtılması kolay olmayan, mükellefi ve tahsil zamanı belli, vergi kaçırma olasılığı mümkün olan vergilerdir. Bu vergiler içinde gelir ve kurumlar vergileri, emlak vergileri, motorlu taşıtlar vergisi gibi vergilerdir.Yıllar içinde Gelişim incelendiğinde Türk vergi yapısındaki değişim, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payının artması yönünde gerçekleşmiştir
Dolaylı vergilerin bütçe içindeki payının artması finansman ihtiyacını karşılarken, vergi yükünün düşük ve sabit gelirliler üzerinde kalmasına neden olmaktadır.Bu durum vergi adaletsizliğine sebep olmaktadır. Yıllar itibariyle dolaysız vergilerden dolaylı vergilere doğru önemli miktarda meydana gelen bu kayma, adalet ve etkinlik çatışmasına açık bir delil niteliğindedir. 


Tahsil/tahakkuk oranın yüksek olması, temelde dolaylı vergilerin ve kaynakta kesilen (stopaj) vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüksek olmasına; tahsil/tahakkuk oranının düşük olması ise vergi idaresinin etkinsizliği ve kayıt dışı ekonomi gibi nedenlere bağlıdır.
Af beklentisi, vergi denetim oranının düşüklüğü, mültecilerin vergi muafiyetleri gibi nedenlerle vergilendirilme yapısında ciddi tartışmalara neden olmaktadır.Bütün bu açık noktalar yüzünden vergi performansı, vergi gayreti gibi konular da ne yazık ki havada kalmaktadır.
Müge Anlı programında çocukları anne babalarına kavuştursa da bu konuda kaç ailenin yarasını sarabilir veya gerçek anne babasını tanımadan büyümeyen bir yanı kırık çocuklar nasıl sağlıkla topluma karışabilir bunun gibi sorular tartışılır.
Gelişmekte olan ülkelerde vergi yapısı da bu kayıp çocuklar gibi aflar, optimal vergi oranının belirlenememesi, muafiyetler , eksik denetimler gibi sorunlar nedeniyle bir yanları kırık, çokça da da öksüz kalır.Herkes sorunu bilir, gözardı eder, kimse sahiplenmek istemez.
Son olarak yazımızı gülümseyerek bitirelim. Bir gun bir tavsan ormanda neşeyle yuruyormuş. Derken karşisına tanimadigi bir mahlukat cikmis.

  • Nesin sen diye sormus
  • Ben katirim. Annem essek, babam ise bir attir demis.
    Tavsan “hmm… hayli enteresan” diyerek yoluna devam etmis. Derken yine tanimadigi bir hayvana rastlamis.
  • Peki sen nesin?
  • Ben bir kurt kopegiyim. Annem kopek, babam ise kurttur.
    Tavsan yine enteresan diyerek ilerlemis. Ancak bu sefer karsisina ne idugu belirsiz bir hayvan daha cikmis.
  • Sen de kimsin?
  • Ben bir devekusuyum
  • Hadi be ordan
    Gelişmekte olan ülkelerde vergi yapısı bana hep devekuşu fıkrasını anımsatır.Vergi yapısı da anası deve babası kuş mudur belli değildir….

Dr.İlknur ÜNER